Sadakatsiz: Ölmedi belki ama çok yara aldı Asya - Vatan Kocaeli Gazetesi
23 Ekim 2020 Cuma

Sadakatsiz: Ölmedi belki ama çok yara aldı Asya


Asya’nın uğradığı
ihaneti belgeleriyle kanıtlamasıyla birlikte Volkan’ın doğum günü partisinde bitirmiştik,
geçen hafta bölümü. Resimlerde ispatlanmış bir ihaneti görmekle gözlerinle bire
bir ihanete şahit olmak çok farklı duygular hissettirse gerek insana. Asya,
henüz gördüklerini hazmedemezken, sevgisini katarak hazırladığı doğum günü partisinde, kocasının ihanetine gözleriyle şahit oldu. Basit bir ihanet
hikayesi değildi Asya’nın içinde bulunduğu bu durum. Organize bir şekilde
planlanıp ilmek ilmek, bütün
sevdiklerince yapılmış bir sadakatsizlik öyküsüydü. En sevdikleri tarafından darbe almış, en sevdikleri
tarafından kandırılmıştı, Asya; kim bilir ne kadar zaman…

 

Yıllarını ve yollarını sevdiği adam için değiştirmiş bir kadındı, Asya.
Kimsesizliğini onunla doldurmuş, kaybettiği herkesi, her şeyi onunla yeniden
bulduğunu sanmıştı. Herkesin gıpta edeceği mutlu bir ailesi, çok değer verdiği dostları ve kardeş
yerine koydukları vardı, artık. Doğru bildiklerinin aslında bir yalandan ibaret
olduğunu öğrenene kadar. Ölmedi belki ama yaralandı, Asya; hayat dediğinden,
kardeş dediğinden, dost dediğinden. Bir kere değil, birçok kere yara aldı ama
tek seferde… Çelme yakından gelince; insan düştüğüne yanamıyor maalesef, düşürene yandığı kadar.
En değerlisinin sadakatsizliği ve
yıllardır dost dediklerinin ihaneti birbirine karışınca daha ne kadar hayal
kırıklığına uğrayabilirdi ki bir insan.  

 

Asya, işinde uzman ve yoğun çalışan bir doktor olsa da evinde iyi bir eş
ve her şeyden önce örnek bir anne. Bunun gerçekliğini ilk bölümde Mert de dile
getirmişti. Yoğun çalışsa bile, evinde bir tencere dolma pişebiliyordu. Sabah
erkenden işe gitse de ailesinin kahvaltısını
kendisi hazırlıyordu. Ne kadar yoğun olursa olsun, oğlunu okuldan kendi
alıyordu. Çünkü “ANNE” olmak bunu gerektirirdi. Söz konusu şiddet olduğunda -ki bunu sadece fiziksel şiddet olarak
düşünmeyelim, ihanet sadece kadına değil insana yapılan, bir çeşit psikolojik
şiddettir-
kadınlar hep
çocuklarıyla sınanır ve onlar için birçok şeye katlanmak zorunda hissederler
kendini. Asya, bir hışımla geldiği
evinde Volkan’a ait ne varsa valizlere toplayıp, bütün hırsıyla onu evden göndermeye
niyetliydi. Düşünmek için bir sebebi ya da vakti yoktu. O anda
önemli olan, önünü ardını
düşünmeden Volkan’ın evden gitmesiydi. Ancak işin içine evlat girince bir durup
düşünüyor anne ve yine en çaresiz en fedakâr yine kendi olmak zorunda kalıyor. Oğlunun haftalardır beklediğim
baba/oğul futbol turnuvasına üzülmeden gidebilmesi için sessiz kalmayı tercih
ediyor, Asya. “Gerek var mıydı?” sorularına bir anne olarak ben cevap vereyim: Evet, vardı. Çünkü bu
dünyada hiçbir şey, bir çocuğun gülümsemesinden önemli değildir. Ve hiçbir
anne, babanın kişisel sorunu, çocuğun hayatını ve planlarını etkilememelidir.  

 

Volkan ve Ali’nin evden biraz uzaklaşması, Asya’nın yalnız kalıp bütün
bu olup bitenleri düşünüp, tartması için iyi bir fırsattı. Derya’nın
söylediklerini de ekleyince üstüne, Volkan’ın dürüst olma ihtimaline karşın ona
bir şans daha vermeyi tercih etti,
Asya. Ekran başında birçok kişinin Asya’ya kızdığından hiç şüphem yok. Ben
kızmadım Asya’ya, aksine hak verdim, kendimce. Sevgi insanın içinden o kadar kolay
söküp atılacak bir duygu değildir. On yıla aşkın bir birliktelik, alışkanlık ve ortada mutlu bir
gelecek vermek zorunda olduğun bir çocuğun var. Ayrıca Volkan, Asya için sadece
bir eş değildi. Bir yol arkadaşı, bir anne, bir baba, bir kardeş…  Kısacası Volkan, Asya için oluna bilinecek her şeydi.  Birkaç aylık zaafsa şayet yaşadığı, çocuğu ve hala
içinde beslediği sevgisi için bir kez daha deneyebilirdi belki de.

 

Canını daha fazla ne yakabilir ki dediğimiz anda kocasının sevgilisine
hamilelik testi yaptığına şahit olduk
bu bölüm, Asya’nın. Daha fazla ne kadar sınanabilirdi bir insan? Evet, Asya
Volkan’a aşık(tı) ama aşk dediğin öyle güçlü bir duygudur ki bir anda kocaman
bir nefrete de dönüşebilir. Ve aşktan
doğan nefretin intikamı da beni fazlasıyla ürkütür. Çünkü çok daha fazla
kuvvetlidir.   

 

Asya’nın penceresinden bakınca, Nil, uğradığı onca psikolojik ve
fiziksel şiddete rağmen, sadece sevdiği için bir adama katlanabiliyorsa kendisi
de yıllarını verdiği evliliğine –ki
üstelik bir de çocuğu var-
neden
şans vermesindi? Asya
kafasında bunları sorgulayabilecek bir kadın bence. Nil’in tüm yaralarına
rağmen, ona bu yaraları açan yaralı bir adamı iyileştirme çabası, Asya’ya bir ışık olmuş olabilir.
 Aşk, Nil’e her şeyi affettirebiliyor
da bakalım Asya’ya affettirebilecek mi?  Ya
da affetse bile unutturabilecek mi?

 

Asya’nın, Derin’in hamileliği üzerinden yürümesi ve Volkan’a bunu bile isteye Derya’ya söyletmesinin arkasında Volkan’ın tercihini görmek isteyişi mi var yoksa başka bir şey
mi, bilemiyorum. Asya otokontrolü çok iyi
bir kadın. Olayları dışa doğru çok güzel sindirebiliyor ve sükunetini sağlam
koruyor. Mantıklı kararlar vereceğinden de hiç şüphem yok. Ancak aklımdaki deli
soru: Asya’yı çileden çıkaran Derin’i hamileliği mi olacak yoksa Derin’le
birlikteliğinin üç aydan fazla olduğunu öğrenmesi mi? Ya da farklı bir alternatifle
Asya, kendi içinde savaştığı duyguları biz izleyicilere dahi net belli etmeden,
ihaneti öğrendiği en başından planını ilmek ilmek işlemeye mi başladı? Kazan mübarek olsun, Volkan Aslan.

 

Bakınız, yorumu Asya ve onun duygularıyla uzattıkça uzatmaya çalışıyorum
çünkü konu Volkan’a gelirse Asya kadar kontrollü olamamaktan feci korkuyorum. Bir insanın ne
kadar karakter yoksunu olduğunun da en büyük örneği Volkan olsa gerek.
Geçmişine bakınca Asya ile hamile kaldıktan sonra evlenen bir Volkan tanıdık bu bölümde. Hatta
şimdiki halinden de pek bir farkı yokmuş gibi. Volkan, bugün var olduğu her
şeyi Asya’ya borçlu anlaşılan,
maddi ve manevi. Hırslı ve gözü yükseklerde ancak bulunduğu konumda çöküş
noktasına gelince farklı bir
kapıya kapak atmış gibi görünüyor; ama Asya ve oğlu için ama sadece kendi için.
Geçen bölümde Asya’ ya söylediği ” Her şey sizin için.” cümlesi beni ikilemde bırakmıştı; Volkan’ın, Derin’i kullanıyor
olmasına dair. Ancak bu bölüm Volkan’ın gözlerinde Derin’e karşı beslediği
duyguların gerçek olduğunu, ona sarıldığında anladım. Eee o zaman soruyorum
Volkan’a: Derin sana bir gün süre verirken senin işe giden karından öpücük
istemenin anlamı ne? Ya da sana son bir şans verip itiraf isteyen karına karşı arsızca
üste çıkman ne kadar zekâ işi? Bir kadın şayet bir erkeğe ihanet suçlamasıyla
geliyorsa muhakkak elinde somut bir kanıtı vardır. Peki, sen neyine güvenerek inkâr
ediyorsun, Volkan Arslan? İki kadını birden, ısrarla kendinde tutmak
isteyişinin sebebi nedir? Derin’in bir ucu, babasının milyonları; Asya’nın bir
ucu, oğlu ve var olan maddi, manevi varlığı…  Hangisini kaybetmemek için ikisini bir arada
tutmaya çalışıyor ya da hangisine bir süreliğine daha muhtaç, henüz çözemedim. Muhtemelen bu konuda birkaç bölüme aydınlanırız.  

 

Volkan’ın yeniden baba olacağını öğrenmesi ile sonlandırdık bölümü. Ben de en az Asya
kadar Volkan’ın kimi, nasıl
tercih edeceğinin merakı içerisindeyim. Bana göre Derin’in bebeği Volkan için
kaçınılmaz bir fırsat, şayet Asya’ya veda edecekse. Ama hem
kebap pişsin hem şiş yanmasın
derdindeyse işi zor.  

 

Yazıma nokta koymadan önce biraz oyunculuklar değinmek istiyorum. Bölüm
boyunca Asya’nın ruh hali, gelgitleri ve Volkan’a karşı sergilediği sakin
tutuma mest oldum diye bilirim. Asya’nın ruh halimi Cansu Dere o kadar güzel
geçiriyor ki bana yaşadığı her hayal kırıklığını kalbimin üzerinde hissettim.
Volkan’a değinirken yanlış cümle kurmaktan korkuyorum adeta. Sevgili Caner
Cindoruk kusuruma bakmasın, o da bu denli iyi giyinmeseydi karakteri, Volkan Arslan’a bu kadar bilenmezdim yani. 

 

Genel Notlarım:

 

• Nil’e
bakmaya giden Asya’nın, Nil’i erkek arkadaşından kurtarırken ki kendinden emin
ve kontrollü halini ağzım
kulaklarımda izledim. Şahane bir
detaysın, Asya.  

• Gecen hafta Mert’e güzel yürümüştüm. Bu bölüm aslında Volkan’ın, Asya’ya ihanetini hazmedemediğini
öğrendik. Ve fakat bu da benim fikrimi değiştirmedi. Mert’in Asya’ya olan
zaafı, onun aldatılacak kadın olmadığına inancı sadece onun hazmedemediği.  

• Mert ve
Bahar’ın, Volkan’ın ihanetine
destek verdiği net bizde. Derya’nın bu olayın biraz dışında kalması, onu bize
affettirmese de beni bir nebze mutlu etti. Asya’nın bu yolda bir desteğe
ihtiyacı mutlaka olacaktır ki en basit örneği, Derin’in hamileliğini Volkan’a söylemesi.  

• Bütün
karakterlerin içinde öyküsünü en çok merak ettiğim karakter Nil sanırım. Erkek
arkadaşının ona uyguladığı onca şiddete rağmen kendisini sevdiğini savunması;
onu öldüresiye dövmesine rağmen ona zarar vermeyeceğine inanması ve onu iyileştirmek için harcadığı çaba, Nil’in geçmişine dair
bende merak uyandırdı. Hayatında iyileştiremediği kim vardı ki şimdi bu çabayı
onca yaşadığına rağmen erkek arkadaşında harcıyor. İlerleyen bölümlerde
hikayesi açılır diye umuyorum.  

       

Yine soluksuz akıp geçen muhteşem bir bölüm izledik. Reytingde de
nasibimizi alınca değmesin keyfimize. Kalemine sağlık, Dilara Pamuk. Kalemine
sağlık, Kemal Hamamcıoğlu. Kamera önü ve arkası emeği geçen herkesin yüreğine
sağlık. Haftaya görüşmek üzere.

 

Sevgiyle kalın.

YAZAR: Ömer Yılmaz

Gölcük İhsaniye Anadolu Lisesi ve Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İletişim Fakültesi 2017 Mezunu. Vatan Kocaeli Gazetesi editörü.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Ebru Gündeş’in Şarkısını Söyledi.. – Magazin Haberleri

Pop sanatçısı Pınar Kömürcüoğlu, ünlü şarkıcı Ebru Gündeş’in seslendirdiği bir şarkıyı coverladı. “Ebru Gündeş’in seslendirdiği …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir