14 Temmuz 2020 Salı

İstanbul Sözleşmesi Maddeleri ve Tam Metni


Kadınlar; bir ana, bir abla, bir kardeştir. Kadınlar el üstünde tutulması gerekirken çoğu zaman birtakım şiddete maruz kalırlar. Kadınları korumak için çeşitli haklar mevcuttur fakat bu haklar çoğu zaman sadece kağıt üstünde kalmaktadır.Kadına yönelik ve aile içi şiddetin önlenmesi için 2011’de ortaya çıkan İstanbul Sözleşmesi tartışmaların odağında! Günümüzde tartışılan ve karşıt fikirlerin olduğu İstanbul sözleşmesi ilk olarak İstanbul’da imzaya açıldığı için adını oradan almaktadır.

Bir Avrupa Konseyi Sözleşmesi olan ve İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen kararlarla ilgili gündem yoğun. Kadınları ve aileyi her türlü şiddete karşı korumayı başlık edinmiş sözleşme ile ilgili çeşitli iddialar ve itirazlar söz konusu. 

Tam adıyla; ‘Kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’, bilinen adıyla ise İstanbul Sözleşmesi 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılan Avrupa Konseyi sözleşmesine denir. Türkiye sözleşmeyi onaylayan ilk ülkedir. (12 Mart 2012) Özel olarak kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti hedef alan ilk Avrupa sözleşmesi olma niteliğindedir. Sözleşmeye her ülke adına Dışişleri Bakanları katıldığı için Türkiye adına Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu İstanbul sözleşmesini imzalamıştır.


İSTANBUL SÖZLEŞMESİ DİYE GEÇEN SÖZLEŞMENİN TAM METNİ (TBMM YAYINI) İÇİN 
TIKLAYINIZ


Sabah gazetesi yazarı Hilal Kaplan, ‘İstanbul Sözleşmesi’ne gelince dilini yutanlar’ başlıklı yazısında, İstanbul sözleşmesinin eşcinselliği meşrulaştırdığına yönelik iddiaya şu cümlelerle itiraz etti


”Sözleşmede şiddetten korunması gerekli olan gruplar sayılırken “cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, din, dil, siyasi veya başka görüş, ulusal ve sosyal köken…. cinsel yönelim….” gibi pek çok grup zikredilmiştir. Bunun anlamı zikredilen hiçbir grup, kendi bulundukları özellikler yüzünden şiddete uğrayamaz demektir. Böyle bir durumda devlet bu grupların her birini korumakla görevlidir. Hiçbir değer yargısı ve örfi uygulama da bu gruplara şiddet uygulanmasının mazereti olamaz. Aksi takdirde herhangi birinin, istediği kişiye şiddet uygulayıp akabinde “cinsel yönelimi farklıydı ben de o sebeple öldürdüm ya da darp ettim” demesinin önüne kim geçebilir?

Yine sözleşmede geçen “toplumsal cinsiyet” ibaresi de eşcinsellik ya da cinsiyetsizleştirme demek değildir. Toplumsal Cinsiyet, kadın ve erkeğe, biyolojik cinsiyet özelliklerinden farklı olarak, toplumların, kültürlerin yüklediği verili rol ve görevleri ifade etmek için kullanılır. Cinsiyet kadın ve erkektir, zorlama formlardan bahsetmez. Dolayısıyla sözleşme üçüncü bir tür oluşturmaya veya eşcinselliği meşrulaştırmaya yönelik herhangi bir anlam ya da bu yönde bir hüküm içermemektedir.”


İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN AMACI İMZALANAN METİNDE ŞÖYLE GEÇİYOR


– Avrupa Konseyi’nin, kadınlara yönelik şiddet ve ev içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin bu yeni sözleşmesi, ciddi bir insan hakları ihlali oluşturan bu sorunu en kapsamlı şekilde ele alan bir uluslararası anlaşmadır. Bu tür şiddete sıfır tolerans gösterilmesini hedeflemektedir ve Avrupa ile onun sınırlarını da aşan geniş bir alanda daha güvenli yaşanabilmesini sağlama yolunda önemli bir adımdır.


– Şiddetin önlenmesi, mağdurların korunması ve şiddet uygulayanların adalete teslim edilmesi, bu sözleşmenin temel taşlarını oluşturmaktadır. Ayrıca, toplumun her ferdini, özellikle de erkekleri ve erkek çocuklarını, tutumlarını değiştirmeye davet ederek, bireylerin vicdanlarını ve düşüncelerini değiştirmeyi amaçlamaktadır. Esas itibariyle, erkeklerle kadınlar arasında daha fazla eşitlik sağlamaya yönelik çağrının yeniden yapılmasıdır; zira, kadınlara yönelik şiddetin kökleri, toplumda erkek ve kadın arasındaki eşitsizliğe dayanmakta ve bir hoşgörü ve inkar kültürünün sonucu olarak sürdürülmektedir.

SÖZLEŞME KAPSAMINDAKİ SUÇLAR

– ev içi şiddet (fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik) 
– taciz amaçlı takip; 
– tecavüz dahil, cinsel şiddet; 
– cinsel taciz; – zorla evlendirme; 
– kadınların sünnet edilmesi; 
– kürtaja zorlama ve kısırlaştırmaya zorlama.

YAZAR: Fatih Saçak

Kocaeli Şehit Özcan Kan Fen Lisesi ve Gebze Teknik Üniversitesi İletişim Fakültesi 2018 Mezunu. Vatan Kocaeli Gazetesi editörü.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

2020 MSÜ Ön Başvuru Sonuçları Açıklandı!

* MSÜ ÖN BAŞVURU SONUÇLARI İÇİN TIKLAYINIZ… 2020 ASKERİ ÖĞRENCİ TEMİN SÜRECİ1. MSB Milli Savunma …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir